9 Oca 2018

Karar Vermenin Bilgeliği

KARAR AKLIN DURMASI HALİDİR! 

Köyün birinde bir yaşlı adam varmış.Çok fakirmiş ama kral bile onu kıskanırmış.
Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki,kral bu at için ihtiyara büyük bir servet 
teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.''bu at ,sadece bir at değil benim için;
bir dost.İnsan dostunu satar mı?'' demiş.Bir sabah kalkmışlar ki,at yok.Köylü,
ihtiyarın başına toplanmış: ''seni ihtiyar bunak,bu atı sana bırakmayacakları,
çalacakları belliydi.Krala satsaydın,ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın.
Şimdi ne paran var,ne de atın'' demişler.

















İhtiyar: '' Karar vermek için acele etmeyin'' demiş. ''sadece at kayıp deyin,''
''Çünkü gerçek bu ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar.Atımın kaybolması,
bir talihsizlik mi,yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz.Çünkü bu olay henüz bir başlangıç...Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez''.

Köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler.Aradan 15 gün geçmiş ve at bir gece ansızın
dönmüş.Meğer çalınmamış,dağlara gitmiş.Dönerken de,vadide ki 12 vahşi atı peşine
takıp getirmiş.Bunu gören köylüler toplanıp ihtiyara gidip özür dilemişler.''babalık''demişler,
''Sen haklı çıktın.Atının kaybolması bir talihsizlik değil,adeta devlet kuşu oldu senin için,
şimdi bir at sürün var''demişler.



''Karar vermek için yine acele ediyorsunuz!''demiş ihtiyar.''Sadece atın geri döndüğünü
söyleyin.Bilinen gerçek bu!Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz.''

Köylüler bu defa açıkça ihtiyarla dalga geçmişler;ancak içlerinden
''bu ihtiyar sahiden saf''diye geçirmişler.Bir hafta geçmeden,vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış.Evin geçimini sağlayan oğul,şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış.Köylüler yine gelmişler ihtiyara.''Bir kez daha haklı çıktın''demişler.
''Bu atlar yüzünden tek oğlu,bacağını uzun süre kullanamayacak.Oysa sana bakacak
başkası da yok.Şimdi eskisinden daha fakir,daha zavallı olacaksın!''demişler.
İhtiyar:''Siz erken kara verme hastalığına tutulmuşsunuz''diye cevap vermiş.

'' O kadar acele etmeyin.Oğlum bacağını kırdı.Gerçek bu.Ötesi sizin verdiğiniz karar.
Ama acaba ne kadar doğru?Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ondan sonra neler
olacağını asla bilemezsiniz.''

Bir kaç hafta sonra düşmanlar hanedanlığa büyük bir ordu ile saldırmış.
Kral,son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere gönderme emrini vermiş.
Köye gelen görevliler,ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar.
Köyü matem sarmış.Çünkü savaşın kazanılmasına imkan yokmuş,giden gençlerin ya
öleceğini ya da esir düşeceğini herkes bilirmiş.

Köylüler yine ihtiyara gelmişler:''Gene haklı olduğun kanıtlandı.''demişler.
''Oğlunun  bacağı kırık ama hiç değilse yanında .Oysa bizimkiler,belki asla köye
dönemeyecekler.Oğlunun bacağının kırılması talihsizlik değil şansmış meğer...''

''Siz erken karar vermeye devam edin!''demiş,ihtiyar.
''Oysa ne olacağını kimseler bilemez.Bilinen bir tek gerçek var.
Benim oğlum yanımda,sizinkiler askerde.Ama bunların hangisinin talih,
hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah biliyor.''

Çin düşünürü Lao Tzu ,bu hikayeyi çok sever,sıkça anlatırmış.Ve hikayeyi şöyle tamamlamış:

''Acele karar vermeyin.O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz.
Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının.
Karar,aklın durması durması halidir.Karar verdiniz mi,akıl düşünmeyi,dolayısıyla ile
gelişmeyi durdurur.Buna rağmen akıl,insanı daima karara zorlar.Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar.Oysa gezi asla sona ermez.
Bir yol biterken yenisi başlar.Bir kapı kapanırken,başkası açılır.
Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.''
Benimle Barış adlı kitaptan alıntıdır.
 Bitmeyen Hayallerimiz ←


EmoticonEmoticon